Mevlana’nın En Güzel ve Düşündüren Özlü Sözleri

Bir insana, aşkınıza yada bir mecliste yapacağınız konuşmada dinleyici kitleye vermek istediğiniz mesaj için Mevlana Celaleddin Rumi’nin sözlerini kullanabilirsiniz. Bu amaçla Hz.Mevlana'nın Mesnevi isimli eserlerini taramak suretiyle aşağıda yer alan meşhur sözlerini ve ne manaya geldiklerini aşağıda sıraladık. 

En Güzel Mevlana Sözleri

Seni tamamlayacak ruhu bulduğunda tam olursun. Sana ayna olan insan, seni tamamlayandır.

İslam Dininde verilen mesaj hep aynıdır. Peygamberimiz (A.S.) mesajını hangi Alim bizlere ulaştırırsa ulaştırsın hepsi aynı şeyi ifade eder. Bu durumda insanların kimlerden mesajı dinleyeceği konusu çok önemlidir. Hz.Mevlana bu sözü ile fıtratınıza uygun bir öğretici bulmanızı tavsiye ediyor. Bu sözü ayrıca tasavvufi boyutta da düşünebiliriz. 

Dolayısı ile bu sözü ruhani açıdan düşünmek daha doğru olur. Çünkü Dinin emirleri (farz, vacip, sünnet vs.) zaten bellidir. Ancak bir insanın ruhani açıdan yükseltilmesi farklıdır. Bu sözün en büyük mesajı her insan kendisini tamamlayacak uygun bir insan bulmalıdır manası taşır.

Bu söz her ne kadar İslami bir mesaj olarak (tasavvuf boyutunda) söylenmiş olsa da, İnsan psikolojinin bir çok yönüne uyarlanabilir. Arkadaşlarımızda, eşimizde, işimizde vs. 

Söylediğin sözü süz ki, gönülleri kırmasın. Sözü dizip de söyle ki kulağa inci diye takılabilsin. Sözü yüze söyle ki, gıybet olup yüzünü kızartmasın.

Günümüzün gerek aile hayatında, gerek okul hayatında ve gerekse iş hayatında en önemli hususu "İnsan ilişkileri" konusu olmuştur. Bütün yönetim süreçlerinde ve hayatın akışını takip eden bütün ilişkilerimizde başarımızı etkileyen iletişim becerimizdir. Hz.Mevlana bu sözü ile bizlere iletişim en birinci şartının sınırlarını çiziyor. 

Bir insan ağzından çıkan bir söze sahip olabildiği ölçüde hayatında başarıya ulaşır. Süreci tersinden düşünecek olursak, iki dudağı arasından çıkan kelimelere hakim olamayan bir insan hayatının bütün süreçlerinde başarısızlığa mahkumdur. 

Ayrıca gıybet konusunda ki vurgusu takdire şayan. Zira Hz.Mevlana Kuran'ın o asırdaki yorumcusuydu. Dinimizin gıybet konusundaki hassasiyeti ortada. "Kardeşinizin etini yemeyin" uyarısı en büyük uyarıdır bizlere.  

Her şeyimi kaybederken kendimi buldum.

İslam Dininde Tasavvufta "masiva" kavramı vardır. Allah'tan başak her şey manasında kullanılan bir kelime. Tasavvuf yolunda Allah'tan başka herşeyi (masivayı) terk ederek yalnız Allah'a ulaşmak bu yolun amacıdır. 

Hz.Mevlana bu sözü ile Allah'tan başka herşeye yüz çevirmenin faziletinden bahsediyor. Ancak burada şu vurguyu yapmak zorundayım: bu yüz çevirme kalben olmalıdır. Çünkü Uzak Doğunun felsefesinden etkilenen bazı tarikat mensupları Dünyayı herşeyi ile terk etmek şeklinde bir yaşam tarzı benimsemiştir. 

Bu durum İslam inancının özüne aykırıdır. Çünkü Dinimizin en büyük emri Dünyayı yaşanır yer haline getirmektir. Bunu her anlamda düşünmek zorundayız. Çünkü müslüman yeryüzünün halifesidir. Bu durumda Mülüman hem adalet olarak, hemde teknik olarak insanlığı en yüksek seviyeye ulaştırmakla mükelleftir. 

Bu sözden ne anlayacağız: kalben Allahtan başka herşeyi terk etmek gerçek kendimizi bulmayı sağlar. Ancak bunu kalben yapmalısınız. Ayrıca fiili olarak dünyaya ait kaybettiğiniz herşey sizler için hayır demektir. Çünkü sebepler sizin Allah'a ulaşmanıza bir sebeptir. 

Sopayla kilime vuran, kilimi dövmek istemez, kilimin tozunu almak ister. Allah sana sıkıntı veriyorsa sana acı çektirmek istemez, seni temizlemek ister. Niçin kederleniyorsun?

Bu söz bana Bediüzzamanın açıklamalarını hatırlattı. Evet bizler Allah'ın yarattığı birer varlığız. Ve bizi yaratan bizi bizden daha iyi bilir. Bizlerin sebepler dairesinde maruz kaldığımız her şey temizlenmemiz ve ahiret hayatı için pişmemiz için birer sebeptir. 

Ancak burada her müslümanın dikkat etmesi gereken nokta karşımıza çıkan olumsuzluklar karşısında şükreden bir kul olmak ve isyan etmemektir. 

Diğer taraftan başımıza gelen musibetler günahlarımız için birer keffaret. Tabi bu durumun ön şartı müslüman olmak, isyan etmemek ve herşeye rağmen Allah'a tövbe  etmektir. 

Anlaşılmak isterdik. Ancak kendimizi anlatamadığımızı fark edince sustuk. Susmakla dost olduk.

Günümüz iletişim uzmanlarının çok ders alması gereken bir sözdür bu. Bence Üniversitede hocalar etkin iletişim becerisini anlatırken en başta bu sözün ne manaya geldiğini anlatmalıdır. Bir insanın en büyük zaafiyeti çok konuşmaktır. Tabi insan psikolojisinde olan bir durum şudur: her insan konuşurken sürekli kendini anlatmak ister. 

Ancak insan kendini olduğu gibi değil, olmak istediği gibi anlatır. Bu konuşmalarına sürekli nefsi karışır. Ve ağzından çıkan sözlerin geri dönüşü yoktur. Mevlana Hazretleri susmanın en büyük erdem olduğunu ifade ediyor. Tabi bu sözden şunu anlamak yanlışolur: sürekli susan bir insan mı olalım? Hayır. Sadece sözünüzü tartarak ölçülü söyleyin diyor bize. 

Olmaz dediğin şeylerin hepsi olur. Düşmeyeceğim dediğinde düşer, şaşırmam dediğinde şaşırır, öldüm dediğin vakit yine yaşarsın.

Kıymetli Müslümanlar, bu sözün yine günlük iletişim beceriniz de çok iyi yer edinmesi gereklidir. Ayrıca kendinizi yönetme beceriniz için bu sözün derin manalarını iyi analiz etmeniz gereklidir. Hayatınızın her an her noktasında başınıza bir şey gelebilir. Bu durumda başınıza gelecek bir olumsuzluğa karşı hazırlıksız olmanız halinde bu durumu şok etkisi ile karşılayabilirsiniz. 

Hz.Mevlana bu sözü ile bizlere hayatın her türlü akışına hazırlıklı olmamız gerektiğini ifade ediyor. Örneğin deprem olabilir hayatınızın bir döneminde. Yakınlarınızı yitirebilirsiniz. Yada hastalıklar sizi yada bir yakınınızı vurabilir. Sizler bir insan olarak bu tip durumlar karşısında sürekli hazır olmalısınız. 

Açıkçası kişisel gelişim uzmanları Mevlananın bu sözünü de iyice analiz edip uygulasalar mükemmel düzeyde başarıya ulaşa bilirdiler.  

Ne zaman bir günah işlersen hemen tövbe et. Suya düştüğün için değil, sudan çıkamadığın için boğulursun.

Bu sözün bu asırdaki tercümesi Bediüzzamandan gelmiştir. Açıkçası her iki Hazretleri de kendi asırlarının aydınlatıcılarıdır. Her ikisi de Kuranı ve Peygamberi insanlara açıklayan Alimlerimizdir. Bedüzzaman bu sözü şöyle ifade eder: Her günahta küfre giden bir yol vardır. 

Basit günahlar karşısında bizleri kesin bir dil ile uyarıyor. Her basit bir günahınızdan hemen tövbe etmezseniz bu durum sizi daha derin günahlara götürebilir.  

Aklın başına gelince pişman olacağın hiçbir şeyi yapma.

Kişisel gelişim uzmanlarının ve İletişim uzmanlarının yine çok ders alması gereken bir sözüdür. Öfke kontrolü başta, hayatımızın duygu kontrolü gerektiren bütün aşamaları için geçerlidir. 

Bu sözü örneğin cinsel dürtülerin kontolü içinde düşünebiliriz. Yada karşı bir cinse duyduğumuz aşkın ifadesinde de. Çünkü bazen bu duygular yasak olabilir. Yada aşırı sevinçli halinizde vereceğiniz tepkiler normale döndüğünüzde sizi utandırabilir. 

Nasibinde varsa karıncadan bile ders alırsın. Nasibinde yoksa tüm dünya önüne dizilse yine de payına bir şey düşmez.

Bir Müminin bilmesi gereken en önemli husus çöldeki bir kum tanesinin dahi varlığı Allah'ın dilemesiyledir. Yani Kainatta hiçbir şey tesadüfi değildir. Mesele böyle iken insan olan en yüksek seviyedeki varlığın her durumu Allah'ın kontrolü altındadır. Bir insanın ilim noktasında alacağı ders dahi nasip işidir. 

Bunun için her müslüman bu noktadaki nasibi için Allah'a dua etmelidir. Allah'dan her daim nasip dilemelidir. 

İki parmağını gözüne koy. Nedir görebildiğin bu dünyadan? Sen görmüyorsun diye koca alem yok mu sanırsın?

Bediüzzamanın deve kuşu misali başını kuma gören insanlar benzetmesi yapar aynı durum için. Bakış açısını sadece kendi zaviyenizden değil, göremediğiniz geniş bir açıdan bakmanız gereklidir. 

Bu sözü her açıdan yorumlayabilirsiniz. Hayatı kendiniz için yorumlarken bütün ilimlere geniş bir pencereden bakmak zorundasınız. 

Unutma, sır gibi sevdiğin vakit dileğin gerçek olur. Çünkü tohum ancak toprağa gizlenirse yeşerebilir.

Aşk davaya, cefa çekmek şahide benzer. Şahidin yoksa davayı kazanmanın yolu yoktur.

Gerek İslami açıdan ve gerekse genel hayatınızı akışı için bir başarıya ulaşmak istiyorsanız muhakkak o yol için bir emek vermeniz gereklidir. Ancak burada şunu vurgulamak zorundayız: müminin dünyalık bütün işleri dahi yalnız Allah içindir. Bir müslümanın hayatın bütün aşamalarında olmasının sırrı da zaten burasıdır. 

Müslüman ilim adamı da olacak. Doktorda olacak, Avukat da. Aynı zamanda bir mümin iyi bir tüccar olacak, özetle dünyayı o mamur hale getirecek. Ancak yapacağı her şeyi sadece Allah için yapacak. Yani her işinde Allah'ın rızasını arayacaktır. Bu sözden özetle alacağımız ders: her ne işi yapıyorsak o iş için cefa çekmeyi göze almamız gereklidir. 

İnsanlıkla İlgili Mevlana Sözleri

Odun yandığında kül olur, insan yandığında kul olur.

İnsanın yanması aşk iledir. Aşka tutulan bir insan içinde derin bir sızı hisseder. Aslında bu insanın içten içe yanmasını temsil eder. Ancak burada bilmemiz gereken temel nokta Allah aşkı için yanmaktır. Allah'ın dışında neye karşı muhabbet duyuyorsak bu mecazi aşktır. Örneğin karşı bir cinse duyduğunuz aşk gerçek aşkın yanında hiçbir şeydir. Hemen hemen her insan bu derin duyguyu ve bu duygunun kalbinde yer ettiği sızıyı hatta mutluluğu bilir. 

Bu durumda gerçek aşkın güzelliğini bir düşünmenizi isterim. 

  • Nefis ejderhaya benzer. Öldür sanırsın ama o uykuya dalar. Dertten eline fırsat geçmedikçe uyur sanırsın. Derdin ne zaman biter, uyanır hemen uykusundan. Hüner, derdin varken de yokken de nefsini hep uykuda tutmaktır.
  • Küle dönersen, tekrar güle olmayı bekle. Geçmişte ne kadar küle döndüğünü değil, kaç kere tekrardan güle dönüştüğünü hatırla.
  • Her yerde olmak istiyorsan gönüllere girmelisin. Çünkü seven kişiler sevdiklerini her zaman gönüllerinde taşır.
  • Ay doğmazsa yüzüne, güneş vurmazsa pencerene, suçu güneşte de ayda da arama. Gözlerindeki perdeyi arala da öyle bak aya ve güneşe.
  • Merhamet ederken güneş gibi ol; cömertlik yaparken akarsu gibi davran; alçakgönüllülük ederken toprak gibi ol; ayıpları ve kusurları örterken gece gibi ol.
  • Gezdiğiniz ve arkadaşlık ettiğiniz kişilere dikkat edin. Çünkü bülbül güle, karga ise çöplüğe sürükler.
  • Küsmeye ve darılmaya zaman ayırma, bunun yerine sevmeye ve sevilmeye zaman harca.
  • Önce yüreğini sonra dilini terbiye et. Çünkü söz yürekten gelip dilden çıkar.
  • Ne kadar bildiğinin hiçbir önemi yoktur. Ne söylersen söyle, sözlerin karşındakinin anladığı kadardır.
  • Cahille tartışma. Ya sinirini çıkartır ya da adabını bozar.
  • Tüm ömrüm şu üç sözden çok değildir; hamdım, piştim, yandım.
  • Yapraksız kaldın diye üzülme. Bu işin baharı da var.
  • Sabır önce zehir olur sana. Sabrettikçe huyun olur, bal olur.
  • Minareden düşsen parçan bulunur ama gönülden düşsen parçanı bulmak mümkün olmaz.
  • Ey gönlümün sol yanı! Aklıma koyayım seni dedim, aklıma sığmadın. Yüreğime bırakayım dedim, yüreğim sana doyamadı.
  • Ey can! Güneş herkese aynı şekilde doğar ama gülün kokusu ile leşin kokusu aynı değildir.
  • Yürek yorulduğunda terler gözlerden akar.
  • Üzülme! Herkes ölür. Bazıları toprağa gömülürken bazıları yüreğe gömülür.
  • Dost acı söyleyen kişi değildir. Acıyı tatlı bir şekilde söyleyebilen kişidir.
  • Sesinden ziyade sözünü yükselt! Yaprakları yağmurlar büyütür, gök gürültüleri büyütmez.
  • Acı suyun rengi de tatlı suyun rengi de berrak olur. Sakın görünene kanma. Dışarıdan herkes insan görünür ama gerçek insan hal ehli olana denir.

Mevlana’dan En Güzel Aşk Sözleri

Aşkın ne başlangıcı ne de bir sonu vardır, engin bir deniz gibidir.

Mevlana için gerçek aşk Allah'a karşı duyulan aşktır. Allah'tan başka herşeye karşı duyduğumuz muhabbet yada derin duygular geçicidir. Çünkü Allah'tan başka herşey ama herşey fanidir. Sadece Allah ezeli ve ebedidir. Bu söz ile kıyas ederek gerçek aşkın sadece Allah'a karşı duyulan muhabbet olduğunu anlamamız gerekir. 

Ancak bu söz karşı bir cinse duyulan muhabbet gereksiz gibi bir mana çıkarmasın. Allah'tan başka her neye muhabbet duyarsak o duyguları Allah için taşımalıyız. Böylelikle Allah'ın dilemesi ile cennette ebedi kılma şansımız olabilir. Örneğin karşı bir cinse duyduğunuz muhabbet Allah için olursa ve Allah'ın koymuş olduğu sınırları aşmazsanız eğer Allah bütün bir ebedi hayatta sizlere birliktelik nasip edebilir. 

Her sözü lafla beyan etmeye gerek yok, bakıştan anlayana bir bakış bin söz eder.

Bu söz her ne kadar 13. yüzyılın şartları için söylenilmiş derin bir söz olsa da maalesef günümüzün riyakar insanlarında bu sözün ifade ettiği derin manayı bulmak zordur. 

Ancak yinede herhangi bir insanın size karşı olan bakışından size karşı nasıl bir muhabbet duyduğunu anlamanız mümkündür. 

İçinde aşk acısı olmayan yürek, ya delinindir ya da ölünün.

İnsan Allah'ın yarattığı en yüce varlıktır. O bütün yeryüzüne halife olarak yaratılmıştır. Ayrıca bu varlığın içinde aşk gibi duygu var edilmiştir. Her insan bir şekilde bu duygusunu tatmin etmek zorundadır. Alsında her bir insanın karşı cinse duyduğu bu muhabbet onun kalbinde yer alan fıtri bir duygudur. 

Hatta bir insanın masiva diye adlandırdığımız Allah'tan gayri herşeye duyduğu muhabbet yine bu duygunun bir tezahürüdür. 

Ancak insanoğlu içine dercedilen bu duygu aslen sadece Allah için sevgi beslemesi için var edilmiştir. 

  • Bırakacaksan bir eli, hiç tutma. Tutacaksan bir eli, hiç bırakma. Sahte sevgilerin gülü olmak yerine gerçek sevgilerin dikeni olmayı dene.
  • Gönlün ne tarafı gösterirse, beş duyun da o yöne yol alır.
  • Aşıklar gönülleri yandığı için ağladığında gözyaşı dökmeselerdi, dünyada ne su olurdu ne de ateş.
  • “Bakmakla görmek arasındaki fark nedir” sormuşlar Mevlana’ya. Mevlana demiş ki “Senin baktığın şeye herkes bakar ama gördüğün şeyleri herkes görür mü? Herkes aşık olur ama herkes senin gibi sevebilir mi? Aralarında bir fark var, o da sensin. Seni özel yapan, ne gördüğünü ve kimi sevdiğini bilmendir.”
  • Unutma! Senin için başkasını bırakıyorsa bil ki bir gün seni de başkası için bırakır.
  • Aşkla yanıp kül olmayan kişi, uçamayan kanatsız bir kuş gibidir.
  • Aşk bir uçurumdan düşmeye benzer. Bu yüzden sevgiliye “yar” derler.
  • Aşk kalbi vuru, dost sırtı vurur. Kalp yarası iyileşir ama sırt daima kambur kalır.